6 Haziran 2026 tarihinde ABD’nin 2026 FIFA Dünya Kupası çerçevesinde İran Milli Futbol Takımı oyuncularına vize işlemlerinin tamamlandığını açıklamasının hemen ardından diplomatik bir gerilim patlak verdi. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, bu duruma karşı İran’dan gelen tepkilere kayıtsız kalamadı.
İran’ın Türkiye Büyükelçiliği, Barrack’ın açıklamalarına karşılık vererek, ABD’nin tutumunu “FIFA kurallarını ihlal eden ve ev sahibi ülkenin yükümlülükleriyle çelişen bir yaklaşım” olarak değerlendirdi. Büyükelçilikten yapılan yazılı açıklamada, “Kendinizi övmenizle, FIFA kurallarını ihlal eden ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ev sahibi yükümlülüklerini çiğneyen davranışları aklayamazsınız. Neden, herhangi bir milli futbol takımının ayrılmaz bir parçası olan yönetim ve idari personelin büyük bir kısmına, teknik danışmanlara ve diğerlerine vize verilmediğini açıklamıyorsunuz? İran milli futbol takımına yönelik kasıtlı ve ayrımcı muameleyi en üst seviyeye çıkardınız. ABD hükümeti, spor alanında İran ulusuna karşı düşmanlığınızı yayarak, İran milli takımının Dünya Kupası’nda normal koşullar altında, gereksiz baskı ve stres olmadan oynama hakkını elinden almaktadır. Bu, spora yönelik siyasi önyargılı müdahalenin en kötü örneğidir. FIFA, ABD’yi kurallarını ihlal ettiği ve İran milli futbol takımına ayrımcı muamelede bulunduğu gerekçesiyle sorumlu tutmalıdır.” ifadesine yer verildi.
Bu diplomatik açıklama, Dünya Kupası öncesinde spor ve siyaset arasındaki gerginliği tekrar gündeme getirerek, turnuva hazırlıklarının gölgesinde tartışmaları derinleştirdi. Yaşanan bu karşılıklı açıklamalar, organizasyonun siyasi boyutunun yeniden ele alınmasına yol açarken, FIFA’nın bu duruma nasıl bir yanıt vereceği merak konusu oldu.
Ayrıca, İran’a yönelik uluslararası baskılar, Rusya’nın Ukrayna’daki savaş nedeniyle maruz kaldığı yaptırımları hatırlattı. Rusya, savaş sonrası birçok uluslararası etkinlikten men edilmişti. Diğer yandan, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin soykırım suçlamalarına dair değerlendirmeleri bulunan İsrail’e yönelik benzer bir yaptırım uygulanmaması ise dikkat çeken bir çifte standart tartışmasını beraberinde getirmişti. İran’ın doğrudan savaşın tarafı olmamasına rağmen benzer baskılara maruz kalması, Batılı ülkelerin spor ve kültür politikalarındaki tutarlılığına dair eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.